Akdeniz Üniversitesi

Duyurular

JAPON KÜLTÜRÜ TANITIM ETKİNLİĞİ

Gerontoloji Bölümü etkinlikleri kapsamında 13-14 Aralık 2013 tarihinde “Japon Kültürü Tanıtım Etkinliği” düzenmiştir. Katımcılara teşekkür eder bir sonraki etkinliğimizde tekrar görüşmeyi temenni ederiz. 


3.SAĞLIKLI VE UZUN YAŞAM YÜRÜYÜŞÜ
Tanıtım videosu için tıklayınız
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Sağlıklı ve Uzun Yaşam Yürüyüşü 16 Kasım 2013 tarihinde 165 kişinin katılımı ile başarıyla tamamlanmıştır. Katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Bir sonraki yürüşyüşte görüşmek dileğiyle. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız


 

Policy Press tarafından 2013 yılında yayınlanan “Ageing in the Mediterranean” başlıklı kitap Akdeniz Bölgesi’nde yaşlılık politikaları alanında çalışmalarda bulunan seçkin akademisyenlerin yazılarından bir derlemedir. Daha fazla ayrıntı için tıklayınız


YÜKSEK LİSANS BİTİRME TEZİ SAVUNMASI

Ayrıntılı bilgi için tıklayınız

 

 

Animasyonu görebilmeniz için flash player kurulu olmalıdır.

 

Akdeniz Üniversitesi'nin Değerli Mensupları, Çalışanları ve Öğrencileri,

Gerontoloji Bölümü’nün düzenli olarak gerçekleştirdiği GeroTalks etkinlikleri çerçevesinde, “Türkiye’de Kırsal Alanda Yaşlılık” başlıklı konferansı vermek üzere, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Gündüz-Hoşgör, Gerontoloji Bölüm Başkanlığı’nın davetlisi olarak Üniversitemizde bulunacaktır.

Prof. Dr. Ayşe Gündüz-Hoşgör, Kanada’da gerçekleştirdiği çalışmalarından sonra 1996 yılında Türkiye’ye dönerek, toplumsal cinsiyet ve etnisiteye dayalı sosyal eşitsizlik, kadın istihdamı ve eğitimi, çocuk işgücü, kültürlerarası evlilik ve kırsal kalkınma alanlarında araştırmalar yürütmüştür. Prof. Dr. Ayşe Gündüz-Hoşgör uygulamalı araştırmalarına devam etmekle birlikte, halen ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini de sürdürmektedir.

Prof. Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör’ün vereceği konferans, 02 Ekim 2015 Cuma günü, saat 14:00’da Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kaşgarlı Mahmut Seminer Salonu’nda gerçekleştirilecektir.

İlgi duyan herkesi aramızda görmekten mutluluk duyarız.

poster


 

4. Sağlıklı ve Uzun Yaşam Yürüyüşü 

Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen "Sağlıklı ve Uzun Yaşam Yürüyüşü" başarı ile tamamlanmıştır.Tüm katılımcılarımıza teşekkür ederiz. Bir sonraki etkinliğimiz için bizi takip etmeyi unutmayınız. 

Yuruyus


Gerontolojinin Ruhu ve Müdahil Bir Bilim Olarak Gerontoloji  

Özgür Arun 

6. Uluslararası Sosyal & Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu Başkanı &Gerontoloji Bölüm Başkanı 

6. Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu 

Açılış Konuşması 

15 Ekim 2014  

Gerontoloji Bölümü’nün 6.’sını gerçekleştirdiği, ana teması Aktif Yaşlanma ve Bakım olan Uluslararası Sosyal ve Uygulamalı Gerontoloji Sempozyumu’na hoş geldiniz. 

Neverland’de yaşayan Peter Pan’ın öyküsü şu sözlerle başlayacaktır; Birisi hariç tüm çocuklar yaşlanmaktadır. Efsanevi Peter Pan karakteri, hiç yaşlanmayacak bir çocuktur. Peter Pan dışında, tüm çocuklar yaşlanır. Türkiye’nin çocukları da her geçen gün hızla yaşlanmaktadır. Zira ne Türkiye Neverland’dir, ne yurttaşları Peter Pan. Türkiye’nin genç bir nüfusu olduğunu düşünüp, bunun hep böyle kalacağına inananlar, yaşlanma olgusunu uzak gelecekteki bir durum olarak değerlendirmektedirler. Oysa Türkiye kısa bir zaman sonra ciddi düzeylerde yaşlı nüfusa sahip olacaktır. 

Türkiye dünyanın en hızlı yaşlanan ülkesi 

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %10’u geçmesi toplumun yaşlanmasının bir göstergesidir. İstatistik kurumunun resmi verilerine göre, Türkiye’de 60 yaş üzerindeki nüfusun oranı %13’tür. Bu oran, günümüzde yaklaşık 10 milyon kişiye karşılık gelmektedir. Son 50 yıldaki Türkiye nüfusundaki değişimi incelediğimizde, toplam nüfusun 3 kat arttığı ve bu süre zarfında yaşlı nüfusun ise 7 kat artış gösterdiği tespit edilmektedir (Arun, 2013). Fransa’nın 115 yılda ya da İsviçre’nin 85 yılda geçirdiği yaşlanma sürecini, Türkiye önümüzdeki 15 yıl içinde tamamlayacaktır. 

Bugün Türkiye, dünyanın en hızlı yaşlanan ülkesidir. O kadar hızla yaşlanmaktadır ki, yaşlının yaşlısının da sayısı artmaktadır. Bu tam olarak ne anlama gelmektedir? Bugün Türkiye’de 80 yaş üzerindeki bireylerin sayısı 750 bin kişi iken, 2050 yılında 4 ve 2100 yılında ise bu sayı tam olarak 10 kat artış gösterecektir. Bu gün Türkiye’de kadınların ömrü 78 yıl, erkeklerin ömrü ise 72 yıldır. Türkiye’de yaşayan erkekler, Avrupa’da yaşayan erkeklerden 5 yıl daha kısa yaşamaktadır. Türkiye’de yaşayan kadınlar ise Avrupalı bir kadına göre 7 yıl daha kısa ömürlüdür. Ancak, 2050 yılına gelindiğinde Türkiye’de yaşayan erkekler ve kadınlar, bir Avrupalıdan daha uzun yaşayacaktır! 

Bizler gelecek yüzyılın kadınların ve yaşlıların yüzyılı olacağını biliyoruz. Tüm teorik ve uygulamalı çalışmalarımızı gerçekleştirirken bu temel gerçeği dikkate alıyoruz. 

Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’yi ne bekliyor? 

Yaşlanma süreci, bilhassa kadın ve erkek açısından ayrı ayrı izlenmelidir. Türkiye’de de rakamlar, yaş ilerledikçe kadınların sayısının çarpıcı biçimde arttığını göstermektedir. Bilhassa sosyal bakım ve destek ihtiyaçlarının karşılanmasında bu bulgu dikkatlice değerlendirilmelidir.

Önümüzdeki yüz yılda Türkiye’yi bekleyen bir diğer risk, içgöç sonucunda ortaya çıkacaktır. Nüfusun, kırda ya da kentte yerleşik olmasının yaşlılık açısından mühim olan yanı nedir? Kırda yaşayanların, kentte ulaşılabilir olan hizmetlerden yararlanması zorlaşmaktadır. Kentte, bugün sınırlı düzeyde dahi olsa, sunulan bakım hizmetleri, kırda tamamen ailelerin omzuna yüklenmiştir. Zira, kırda yaşayan bireylerin sosyal ilişkilerinin daha güçlü olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle kırsal alanlarda yaşayanların daha mutlu ve topluma daha fazla entegre oldukları vurgulanmaktadır. Ne var ki, göçle birlikte, kırda yaşayan geniş aileler hızla dağılmaktadır. Gençler kırsal alanı terk ettikten sonra aile bağları zayıflamakta ve geride kalan yaşlı nüfusun bakıma muhtaçlığı ciddi düzeyde risk oluşturmaktadır. 

Bu bakımdan, yaşlı nüfusun yoksullukla olan ilişkisi çarpıcıdır. Araştırmalarımız Türkiye’de, bilhassa iki yaş kategorisinde yoksulluk oranlarının zirveye ulaştığını göstermektedir. Bunlardan birisi 0-14 yaş grubundaki çocuklardır. Türkiye’de her dört çocuktan birisi yoksuldur. Diğer risk altındaki grup ise yaşlı bireylerdir. Türkiye’de yaşlıların %18’i yoksuldur. Araştırmalarımız, çocuklar ve yaşlıların Türkiye’de en yoksul kesimi oluşturduğunu ortaya koymaktadır ve başka hiç bir yaş grubunda bu denli yüksek düzeyde yoksulluk riskiyle karşılaşılmamaktadır. 

Araştırmalarımıza göre, Türkiye’de yoksul yaşlıların %72’si okuryazar değildir. Yaşlı ve yoksul olmanın dezavantajlarının yanında, eğitimden yoksun olmak, yaşamdaki riskleri çoğaltmaktadır. Türkiye’de günümüzde yoksul yaşlıların sadece üçte birinin zorunlu sağlık güvencesi bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerinin bu noktada oldukça kritik bir işlevi vardır. Zira yoksul yaşlıların yarısından fazlası (%55.5) kadınlardan oluşmaktadır, her üç yoksul yaşlıdan birisi duldur ve çoğunlukla (%84.9) kırsal alanlarda yaşadıkları görülmektedir. Bir diğer çarpıcı bulgu ise engelliliğin yoksul yaşlılar arasında hayli yaygın olmasıdır. Araştırmalarımız yoksul yaşlılar arasındaki engellilik oranının %25-%30 düzeyinde olduğunu ortaya koymaktadır. Yani her 4 yoksul yaşlıdan birisi engellidir. Bu oran Türkiye genelindeki engellilik oranı olarak hesaplanan %3’ün (Tufan & Arun, 2006) bir hayli üzerindedir. 

Sosyal politikaların temel prensibi ne olmalıdır? 

Gelecek çeyrek yüzyılda, hızla yaşlanan Türkiye toplumunda, belirttiğimiz farklılaşan bu boyutlara ilişkin olarak, bilgi ve kavrayışın geliştirilmesi gerekmektedir. Yaşanan eşitsizliklerin hangi sosyal faktörlerle nasıl ilişkili olduğu dikkatle izlenmelidir. Müdahaleler, destekler ve sosyal politikalar güncel bulgulara göre yeniden düzenlenmelidir. Zira araştırmalarımız yaşlanma sürecinde ortaya çıkan eşitsizliklerin, bireyin yaşamı süresince var olduğunu ortaya koymaktadır. O nedenle kişilerin yaşamlarının erken dönemlerinde yapılacak müdahaleler ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacak eşitsizliklere de çare olabilecektir. 

Günümüzde, yaşlanma olgusu ve yaşlılar söz konusu olunca, kapsayıcı sosyal politikaların henüz uygulamaya dönüştürülemediği göze çarpmaktadır. Bunun temelinde, Türkiye’nin çok genç bir nüfusa sahip olduğu efsanesi yatmaktadır. Sadece uygulamadaki aktörler değil, bilim insanları ve araştırmacılar da sıkça dile getirilen bu efsaneye kuvvetle inanmaktadırlar. Bunun adı Peter Pan sendromudur: bu sendromdan muzdarip olan kişi uzun yaşamak ister ama yaşlanmak istemez, yaşlanacağına inanmaz. 

Oysa toplumun yaşlanması durdurulamaz ve tersine çevrilemez bir olgudur. Türkiye bu gerçekleri göz önünde bulundurarak, kapsamlı yaşlılık politikaları üretmelidir. Ancak, bunlar, yaşlılığı sadece ve basitçe demografik ya da ekonomik bir sorun olarak tanımlamaktan uzak durmalıdır. Zira yaşlanmak ya da yaşlılık bir sorun değildir. 

Yaşlılığı, toplumdaki tüm yurttaşlar için bir imkan haline dönüştürmenin yolları bugün Gerontologların doğru sorulara verdikleri geçerli ve güvenilir yanıtlarda kendini göstermektedir. Refleksif bir anlayışla gerçekleştirdiğimiz bilimsel çalışmalar, yaşlılığı ve yaşlanma sürecini bir imkan olarak düşünen yeni bir yaklaşımın temellerini atmaktadır. 

Araştırmalarımız, önümüzdeki 20 yıl içinde Türkiye’nin hangi sorunlarla karşı karşıya kalacağına dair ipuçlarını sunmaktadır. “Önümüzdeki yüzyılda hükümetlerin ve yerel yönetimlerin programlarında ne olması gerekir?” sorusunun yanıtını bugün Gerontologlar burada, Akdeniz Üniversitesi İbrahim Şencan Gerontoloji Merkezinde vermektedirler. 

Türkiye’de Gerontologların gerçekleştirdiği çalışmaların temelinde yatan fikir, sadece yaşlılıkta değil, toplumun her kesiminde, kabul edilemez eşitsizliklerin üstesinden gelmek ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadele etmek olacaktır. Mesleğine saygı duyan, meslektaşına saygı duyan ve hizmet etmekle yükümlü olduğu hedef kitlesine hürmet eden Gerontologların sahip olacağı bu refleksif yaklaşım, günümüzde Türkiye’de ihtiyaçtır, ahlaki olduğu kadar bilimsel açıdan da elzemdir. 

Sadece genç değil ama aynı zamanda yaşlı, deneyimli ve bilge nüfusumuzu, ülkemiz için her alanda demografik bir armağana dönüştürecek nesiller, burada İbrahim Şencan Gerontoloji Merkezinde yetişecektir. Türkiye’nin demografik dönüşümünün farkına varıp, eşsiz bir öngörüyle yakın gelecekte ihtiyaç duyacağımız bilgi birikimini ve insan kaynağını oluşturacak nesilleri yetiştirmek üzere çalışan Gerontoloji Bölümüne desteğini esirgemeyen hayırsever işadamı İbrahim Şencan beyefendiye minnettarız. Teşekkürler sayın İbrahim Şencan! 

Edebiyat Fakültesi Dekanı Yıldıray Özbek gerçekleştirdiğimiz çalışmaların değerini bilen bir yönetici olarak bizlere tüm kapıları açmak için sürekli destek sundu. Teşekkür ederim Sayın dekanım! 

Sempozyumun eş başkanlarından Terence Seedsman hazırlık sürecinde deneyimlerini bizlerle paylaştı. Yolumuza ışık tuttu. Teşekkürler Terry! 

Sempozyumun eş başkanlarından İsmail Tufan’dan son iki senedir sürdürdüğümüz hazırlık çalışmalarımız sırasında çok şey öğrendik. Ben ve ekibim bunları hiç unutmayacağız. Teşekkürler İsmail Tufan! 

Benimle birlikte sempozyum hazırlıklarında çalışan organizasyon komitesinden kıymetli meslektaşım Ikuko Murakami, teşekkür ederim! 

Organizasyon komitesinin kıymetli üyesi, bölüm başkan yardımcımız Türkan Yılmaz, her zaman nazik ve yumuşak başlı davranışlarınızla çalışmalarımızda bizleri desteklediniz. Teşşekürler Türkan! 

Yakın çalışma arkadaşım ve değerli meslektaşım sempozyum organizasyon komitesi üyesi Jason Holdsworth disiplinli ve titizliğiyle çalışmalarımıza katkı sundu. Teşekkürler Jason! 

Sempozyum sadece öğretim üyelerinin çalışmasının bir ürünü değildir. Bizler, öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimiz kolektif bir çalışmayla sempozyumu hayata geçirdik. Bu süreç içinde sevgili öğrencilerimiz bizlere eşsiz destek sunmuşlardır. O kadar çok sayıda öğrencimiz bizi destekledi ki isimlerini saymak saatler alacaktır. Bizleri daha da kuvvetli kıldıkları için öğrencilerimize tek tek teşekkür ederim. 

İki yaşındaki oğlum ve eşim, sempozyum çalışmaları süresince sizin zamanınızdan çok çaldım. Affedin! Sadece benim ailem değil, ekibimde yer alan her meslektaşımın en yakınında olan insanlara, ailelerine sesleniyorum, sizler, eşlerimiz ve çocuklarımız, çalışmalarımızı anlayışla desteklediniz. Bana ve ekibime sunduğunuz eşsiz destek için her birinize teşekkür ederim! 

Elbette son bir teşekkür borcumuz daha var. Oğlum Can’a bakan büyükannesi ve büyükbabası, sizler olmasaydınız biz bugün burada bu kadar rahat konuşuyor olamazdık. Dünyada çocuklarına ve torunlarına bakım ve destek veren büyükanne ve büyükbabalar; sizlere minnettarız. Dostoyevski bir yazısında şöyle diyor: “Başkaları için kendinizi unutursanız, o zaman sizi daima hatırlayacaklardır.” Ben ve ekibim tüm dünyada torunlarına ve çocuklarına bakarken kendilerini unutan büyükanne ve babaları daima hatırlayacağız. Saygıdeğer büyükanne ve büyükbabalar, sempozyumumuzu sizlere adıyoruz! Lütfen minnettarlığımızın bir göstergesi olarak kabul ediniz! 

Bizler için kendini unutan insanlara sevgi, saygı ve hürmetlerimle... 

Kaynakça 

Arun, Ö., (2013). “Ageing in Turkey: The Peter Pan Syndrome?” Troisi, J. & von Kondratowitz, H., J.,(ed). Ageing in the Mediterranean. London: Policy Press. pp.301-328. 

Barrie, J.M., (1911). Peter Pan (Peter and Wendy). USA: Charles Scribner's Sons. 

TÜİK, (2011). Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi. Ankara: Türkiye İstatistik Kurumu. 


 

Sayfa Özeti: Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü

Sayfa Açıklaması: Gerontoloji Bölümü

Anahtar Kelimeler: